| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

magazin

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki| sonraki >
260 "magazin" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"magazin" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Evlenirlerse şaşırmayın

oktaykaynarcaBirlikte olduklarını bile yalanlayan Oktay Kaynarca ile Çağla Kubat'ın sürpriz bir şekilde evlenecekleri iddia edildi.

Ali Eyüpoğlu televizyon yapımcısı bir arkadaşının kendisine, ikilinin ilişkilerin evliliğe doğru gittiğini ancak son dönemde Çağla'nın yarışmaları nedeniyle fazla biraraya gelemediklerini söylediğini aktardı.
(Hürriyet)

Bikini giymek cesaret ister

sedaertanSeda Ertan, Nelson için objektif karşısına geçti ve birbirinden çarpıcı pozlar verdi.

Fiziğine her zaman güvendiğini söyleyen seksi manken Seda Ertan, "Bikiniyi taşımak bir sanattır, giymek de cesaret ister. Ben Türkiye'de bikiniyi en iyi taşıyan mankenim. Bunun tartışmasını bile yapmam" diyerek iddialı konuştu.
(Hürriyet)

Adım çapkın mankene çıktı

eulusoy2003 Miss Turkey ikincisi Özge Ulusoy, adının çapkına çıkmasından dert yandı.

2001 Elite Model Look üçüncüsü, 2003 Miss Turkey ikincisi Özge Ulusoy, adının çapkına çıkmasından dert yandı: "Birlikte olduğum hiçbir insanın arkasından konuşmuyorum ama bu isimler basına yansıyınca adım 'çapkın manken'e çıktı. Zamanla anladım ki, modellik yapıyorsanız göz önünde olmayı seçmişsinizdir."

Modellik hikayesi sizin için nasıl başladı?
Baleden gelen Çağla (Şıkel), Selin (Toktay) ve ben varım. Ablam Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okurken yarışmalara katılmamı çok istiyordu. Ben Ankara’da yaşıyordum. Sürekli beni arayıp kaydımı yaptırdığını söylerdi. Sonunda 2001 yılında 18 yaşındayken Elit Model’e girdim ve üçüncülük aldım. Beklemediğim bir şeydi çünkü resmen Anadolu’dan bavulumu toplayıp yarışmaya girmiştim.

Gaye Sökmen ajansla çalışmaya başladım. Bu sırada üniversite devam ediyordu ve hiç iş yapmadım. 2003 yılında Miss Turkey’e girip Uğurkan Erez ile tanışana kadar bu durum devam etti. İkinci olduktan bir gün sonra Cengiz Abazoğlu defilesine çıktım.

Bale mezunuyken mankenliğe başlamak içinizi acıtmadı mı?
O sırada eğitimim devam ediyordu. Konservatuvarı bitirdiğim sene diz kapağımdan sakatlandım. Bu durum baleyi bırakma sebebim oldu. Sakatlıktan sonra bir yıl sadece modellik yaptım. Sonra tekrar ÖSS’ye girip bir üniversite daha okuma kararı aldım. Madem gelecekte bale yapmayacağım, mankenlik de ömrünüzün sonuna kadar yapabileceğiz bir iş olmadığından Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi bölümüne kaydımı yaptırdım. İki sene önce o da bitti.

Tamamen küratörlük ve sanat işletmeciliği üzerine eğitim aldım. Hayatım boyunca sanatla iç içe olduğum için bölüm bana çok şey kattı. İleride meslek olarak da seçmeyi düşünüyorum. İnşallah küratör olarak da beni göreceksiniz.

Sizce modellik nasıl bir iş? Manken ve model arasında fark var mı?
Modellik ile mankenlik arasında aslında bir fark yok. Ama ben ve benim gibi arkadaşlarım kendimize model demeyi tercih ediyoruz. Çünkü manken daha klişe bir şekilde kullanılmaya başlandı. Biz işimizi yapan grubuz.

Manken olarak anılanlar sizin meslek anlayışınızı etkiliyor mu?
Hayır, özel hayatını kendi içinde yaşayıp da bu işi yapmak daha zor. İnsanlar da medyatik olanlarla olmayanları ayırt etmeye başladılar. Eskiden medyatik olana yöneliyorlardı, şimdi firmalar medyatik olmayanları tercih etmeye başladı.

Bu durum da sizin yaşantınızı kısıtlıyor...
Son iki senedir bu konuda özen gösteriyorum. Bazı özel ilişkilerimden dolayı daha da çok dikkat etmem gerekti. Her genç kız gibi yaşıyorum aslında ama ilk modelliğe başladığım zaman bir kulübün kapısından çıkarken etrafa bile bakmıyordum. Şimdi kapıda biri var mı diye düşünüyorum.

'NE İÇ ÇAMAŞIRI NE TESETTÜR GİYERİM'
Daha önce birçok isimle anıldınız ama son olarak Serdar Ortaç’la olduğunuz söyleniyordu.
Ben de haberi okudum. Serdar Ortaç daha önceden tanıdığım biri. Bir defile için Çeşme’deydim ve eğlenmeye Villa Sunset’e gittik kalabalık bir ekiple. Orada Serdar ile karşılaştık o da bizi buyur etti ve sohbet ettik. Tabii orada iki medyatik isim biz olduğumuz için ister istemez yakıştırıldık. Kucağıma yattığı falan söyleniyor ama sadece tanıdığım bir isim daha fazlası yok. Hatta Serdar bazen DJ kabinine gidip şarkı çalıp, İzmir’deki manken arkadaşlaramızın adını da haykırıyordu.

Tek kız da ben değildim hani. Kabak benim başıma patladı. Eskiden bu tip haberlere çok üzülüyordum iki gün ağlıyordum, evden çıkmıyordum. Zamanla şunu anladım ki eğer modellik yapıyorsanız, göz önünde olmayı seçmişsinizdir. Bunun da tabii ki eksileri ve artıları var. Artılarını çok yaşıyorum tabii ki eksileri de olacaktır.

Normalde haber asılsızsa hemen tekzip edilir ya da dava açılır ama sanırım siz bunu tercih etmiyorsunuz.
Hayır, magazin muhabirleri de kendi işlerini yapıyorlar. Ama bazen beklemediğniz şeyler oluyor. Birlikte olduğum hiçbir insanın arkasından konuşmuyorum ama bu isimler basına yansıyıp sıralanınca adım "Çapkın manken"e çıkıyor.

İşinizi sessiz sedasız yapıyordunuz ama Longtable için yapılan çiğ etli çekimlerle tekrar hatırlandınız. Bu çekimin işlerinize bir katkısı oldu mu?
Bu yaz için bir dönüm noktası oldu aslında. İyi ve kötü eleştiriler de aldım. Ben o resimlerin gerçekten güzel olduğuna inanıyorum. İzzet Çapa benim arkadaşım ve rica üzerine yaptım bu işi. Tekrar gündeme gelmemi ve daha popüler olmamı tabii ki sağladı. Ben zaten vardım ama insanlar her defilede kimlerin olduğunu bilmiyor. Beni bilenler sektör içindeki insanlar. Bu çekimlerle diğer insanların önüne de geldim.

Kimlerin defilesinde olmazsanız olmaz?
Can dostum Hakan Yıldırım sonra Cengiz Abazoğlu, Yıldırım Mayruk, Ezra- Tuğba. Yeni tasarımcılardan da Elif Cığızoğlu, Özgür Mansur, Hakan Oktaş çok başarılı insanlar.

Neler giymeyi tercih etmiyorsunuz?
İç çamaşırı ve tesettür giymiyorum. İki uca da dokunmak istemiyorum. Bana transparan da denk düşmedi.

Kate Moss’un tahtına oynayan Agyness Deyn’e benzetiliyorsunuz. Bu durumdan memnun musunuz?
Saçlarımı biraz da ondan feyz alarak kestirdim. Kendine has tarzı olan hoş bir model. Dünyanın önemli şirketleriyle çalışıyor. Aslında saçımız dışında hiç benzemiyoruz çünkü o sarışın, renkli gözlü, ben ise daha Türk tipi, esmer, kara kaşlı, kara gözlüyüm. Tarz olarak benziyoruz herhalde.

'İki üniversite bitirdim diğer mankenlere benzemem'
Milano’dan teklif gelmiş...
Çağla Şıkel’in davet ettiği Jean Paul Gaultier’in denim markasının defilesine İstanbul’dan dört model gittik. Oradaki tasarımcı arkadaşımız İtalyan Rafael beni çok beğendi ve Milano’ya davet etti. Şu an görüşüyoruz.

Badem grubunun iki klibinde yer aldınız. Oyunculuk bu kadarla sınırlı mı kalacak?
Bundan sonra güzel bir proje olursa değerlendirmeyi düşünüyorum. İlla da oyuncu olayım diye bir ısrarım yok. İki üniversite bitirdim ve ileride başka bir iş yapabilirim. Benim gibi işini düzgün yapan ve iyi eğitimli insan az var, diğer mankenler gibi değilim diyebilirim.
(Hürriyet)

 

Camiada birçok defolu var

tugba-karacaTürkiye Güzeli Tuğba Karaca, mankenliğin adını kötüye çıkaranlardan dert yandı.

NTV'de yayınlanan "Denizde Hayat" programına konuk olan eski Türkiye Güzeli Tuğba Karaca, mankenliğin adını kötüye çıkaranlardan dert yandı:

"Halk iki dakika defileye çıkıp dünya kadar para kazanıyoruz sanıyor, ama işin aslı öyle değil. Biz bir defile için günlerce prova yapıyoruz. Tabii manken camiasında birçok defolu kişi var. Onlar yüzünden halk bize iyi gözle bakmıyor. Bunlar parayla yanınızda gezdirebileceğiniz güzel kızlar. Ünlü kulüplerde gezerler, sevgilileri ünlü olur."

Bergüzar da yakalandı

zarkorelÜnlü oyuncu Bergüzar Korel ilk kez bikinili olarak Çeşme Alçatı'da yakalandı.

Yeni Asır muhabirini karşısında görünce çok şaşıran Korel, "Beni ilk kez bikinili çektiniz tebrik ederim" dedi.

Annesiyle Alaçatı'da tatil yapan tanınmış oyuncu 3 yıldır Çeşme'ye tatile geldiğini bu sene ilk kez Alaçatı'da sörf dersi almaya başladığını söyledi. Sörfün mükemmel bir spor olduğunu söyleyen Korel, yurt dışından sporcuların gelip Alaçatı'da sörf yaptığını, Türkiye'nin bu şartlara sahip olduğu için şanslı olduğunu söyledi.

Binbir Gece dizisinin devam edeceğini vurgulayan ünlü oyuncu, diziyle ilgili sürpriz gelişmeler olacağını, seyircinin beklediğinden de farklı bölümlerin ekrana geleceğini vurguladı. Bu arada özel yaşamıyla ilgili sorulan sorulara karşı çekimser kalan Korel, balet Tan Sağtürk'le güzel bir ilişki yaşadığını söyledi.
(Hürriyet)

Aysun'un akıl almaz değişimi

aysun-kayaGösteri dünyasının ünlülerinin zaman içinde geçirdiği değişim artık herkes için bildik bir konu oldu

Bazen bunun öyle çarpıcı örneklerine tanık olunuyor ki gören şaşırmaktan kendini alamıyor. İşte şaşırtıcı bir değişim geçirenlerden biri de manken Aysun Kayacı. Elite Model Look yarışmasında üçüncülük kazandığı 1997'den bu yana geçen 11 yılda öylesine değişmiş ki Kayacı, onun eski halini görüp de tanımak neredeyse mümkün değil. İşte Kayacı'nın sadece 11 yılda geçirdiği inanılmaz değişimin özeti.

Sinem yarışma için hazır

sinemsulunVietnam’da bugün düzenlenecek olan 57. Miss Universe (Kainat Güzellik Yarışması) için geri sayım başlarken, Türkiye güzeli Sinem Sülün ön yarışmalarda büyük finale hazır olduğunu kanıtladı.

Toplam 80 ülkenin katılacağı yarışmada favoriler arasında gösterilen Sinem, sarı bikinisiyle göz doldurdu.

Güzelliğiyle yabancı basının da ilgisini çeken Sinem, 2007 Türkiye ikinci güzeli unvanını alarak Türkiye’yi temsil etme hakkı kazanmıştı.

Güzide de anne adayı

Czide-duranÜç ay önce Adnan Aksoy ile hayatını birleştiren top model Güzide Duran 2 aylık hamile.

Pınar Altuğ ve Mustafa Sandal'ın eşi Emina gibi bebek bekleyen ünlüler kervanına Güzide Duran da katıldı. Üç ay önce Çırağan Oteli'nde mimar Adnan Aksoy ile nikah masasına oturan top modelin 2 aylık hamile olduğu öğrenildi. Evlenmeye karar verdiği günden itibaren yurt içinden ve yurt dışından gelen iş tekliflerini geri çevirmeye başlayan Güzide Duran, iş yaptığı herkesle bağlantılarını kopararak telefon numaralarını bile değiştirmişti.

Birkaç özel arkadaşının dışında hiç kimseyle görüşmeyen ve çevresini tamamen değiştirme kararı alan Duran, hamile kaldığını öğrendiği günden itibaren evine kapanarak istirahata çekildi. Yurt dışında doğum yapmayı planlayan ünlü manken, yakın çevresindeki dostlarına "İnanamıyorum anne olacağım... Yaşadığım mutluluğu kelimelerle anlatmam mümkün değil. Bebeğimizin kız veya erkek olması önemli değil. Sağlıklı olması her şeyden önemli. Ancak kız çocuklarını çok seviyorum. Bir kızım olmasını çok arzu ederim" diyerek duygularını anlattı. Duran'ın İspanya'daki balayı seyahatinde eşiyle birlikte çocuk sahibi olmaya ve mankenliği bırakmaya karar verdiği öğrenildi.
(Vatan)

Azra'nın sorunu büyük

azra-akinAzra Akın, aksan bu sorunu çözmek için ders almaya başladığını söyledi.

Hollanda'da doğup büyüdüğü için Türkçe'yi aksanlı konuşan Azra Akın, bu sorunu çözmek için ders almaya başladığını söyledi. Dört dil bilen Azra, "Artık dublajımı da kendim yapmak istiyorum" dedi.

CNN TÜRK'te yayınlanan "Yaz Sohbetleri" programında Kürşat Başar'ın konuğu olan Azra Akın, oyunculukta kendisine engel oluşturan aksan sorununu çözmekte kararlı olduğunu söyledi. Hollanda'da doğup büyüyen ve ana dili Flemenkçe olan Akın, 2002'de Dünya Güzeli olmasının ardından Türkiye'de oyunculuk yapmaya başladı.

Akın'a aksanlı konuşması nedeniyle oynadığı sinema ve dizilerde dublaj yapılıyor. Diksiyon dersleri aldığını ve tane tane, yavaş bir şekilde konuşmaya çalıştığını söyleyen Akın, dört dil bilmesinden kaynaklanan bu problemi için, "Dublajımı da kendim yapmak istiyorum. Yurtdışında bu konu çok problem olmuyor, oyuncular aksanlı konuşabiliyor. Ama bir Türk karakteri oynadığınızda aksan olmamalı. Dört dil biliyorum, bununla da gurur duyuyorum. Ama çok iyi Türkçe konuşanlar, hatta dublaj yapanlar bile takılabiliyor. O yüzden çok takmamak lazım" diye konuştu.

Sevgilisi Kıvanç Tatlıtuğ ile hakkında çıkan haberler için "Çok fazla takmıyorum, düzeltme gereği duymuyorum" diyen Akın, çocuk yapma konusundaki kararsızlığını da şu sözlerle açıkladı: "Çocuk için hem çok geç olmasın, hem de yapacağım çok şey var diyorum."
(Hürriyet/Kelebek)

Müthiş değişim

Funda Arar, "Rüya" adlı Türk Sanat Müziği albümünü için imajını yeniledi.

Kıraç'la sundukları TV programında giydiği kıyafetleri eleştiri konusu olan Arar, artık daha sade olacağını söyleyerek, "Bu albüm uzun yıllar gündemdeydi, kısmet bugüneymiş. Şarkılarım tutmasa bile artık ben bu camiada gemimi yürütürüm" diyor.

'Ben bu piyasada gemimi yürütürüm'
"Rüya" adlı Türk sanat müziği albümünü önümüzdeki günlerde piyasaya sürecek olan Funda Arar, yıllardır sahne tozu yuttuğunu belirtti ve "Şarkılarım tutmasa bile artık ben bu camiada gemimi yürütürüm" dedi.

Beklenen Türk sanat müziği albümünüzü nihayet çıkarıyorsunuz...
Evet, sonunda! (Gülüyor) Kaç yıldır gündemdeydi, kısmet bugüneymiş, herhalde doğru zaman bu zamandı. Albümün ismini de Timur söyledi bana, çellocu bir arkadaşım. "Bu albüm yıllardır senin rüyandı, ismini Rüya koy" dedi, ben de öyle yaptım.

Albüm Dede Efendiler’in de içinde olduğu klasik Türk sanat musikisi albümü mü oldu? Yoksa daha mı günümüze yakın parçalarınız?
Yok, Dede Efendiler’e kadar gitmedik. Gitmeme nedenimiz de insanların kulaklarının aşina olduğu, günümüz bestekárlarını ele almak istememizden kaynaklanıyor.

Genç bir sanatçısınız, Türk sanat müziği sizin için ne ifade ediyor? Ya da şöyle sorayım; gençlik için sanat müziği ne anlam taşıyor? Ayrıca genç sanatçılardan iyi bir Türk sanat müziği yorumcusu var mı şu anda sizce?
Yeni jenerasyonda aslında Türk sanat müziğine meraklı, musiki cemiyetlerine, korolara giden, enstrüman çalan büyük bir kitle var. Her ne kadar "Dinlenmiyor mu?" diye endişelensek de, ben buna hiç inanmıyorum, çünkü büyük bir genç kitle sanat müziği dinliyor. Ben üniversite konserlerimde birkaç esere yer veriyorum, alkış, kıyamet kopuyor ve gençler tarafından çok seviliyor.

Stüdyoda kayıt aşamasında ilginç şeyler yaşadınız mı? Pop müzikten sanat müziğine geçiş, müzisyen arkadaşlarınızla ilginç anlar yaşattı mı size?
Beraber çalıştığım arkadaşlarım benim bu isteğimi biliyorlardı. Orkestra ve konserlerde hep birlikteyiz zaten. İnanılmaz sevdiler bu kaydı. Hepsi müzisyen olarak şef konumundaki insanlar ve inanılmaz sevgiyle çaldılar. Onlarda da böyle bir özlem varmış, bu beni çok keyiflendirdi. O pozitif elektrik, bana da şevk verdi. Repertuvarı hazırlarken zorlandık çünkü yüzlerce şarkı arasından bu kadarcık şarkı seçmek çok zor oldu.

Albüm kapağınız, toprak altından çıkan arkeolojik eser ya da topraktan çıkan bir filizi getiriyor akla...
Doğru yorumlamışsınız. Bir şeyin içinden çıkıyor hissi vermek istedik. Ya da bir rüya, tam net olmayan bir hayal izlenimi yaratmaya çalıştık.

Türk sanat müziğinden sonra şimdi caz, blues albümü de yaparsınız siz...
Evet, evet onu da yapmak istiyorum. Ben her tarz yapacağım ömrü hayatım yettiğince. İstediğim, kafamda olan her tarzı denemek istiyorum. Halk müziği de yapacağım.

Kendinizi yorumcu mu, şarkıcı mı yoksa sanatçı olarak mı tanımlıyorsunuz? Sizce bunları ayırmak gerekli mi?
İnsanın kendi kendisine bunu söylemesi olmaz. Ama ben bu iş için çok emek veriyorum. Albüme girmeden önce yüzlerce defa o şarkıyı okuyorum. Bazen "Ben sanatçı değilim ki, şarkıcıyım" diyenleri duyuyor ve garipsiyorum. Sanatçı olmak, çok daha yüksek bir erdem ama şarkıcılık sıradan bir şey...

Karşı tarafa hissettirebildiğin, ağlattığın oranda sanatçısındır. Ha bu arada şarkı var, şarkı var. Çok da duygu gerektirmeyen, sound’a yönelik, çok az sözleri olan, dans müziği olan parçaların duygusunu versen ne olur, vermesen ne olur. Ama bakıyorum da milletimiz kötü seslere alıştırıldı.

Kendinizi müzik dünyasında nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben gemimi yürütürüm arkadaş! Tabii ki alınıp satılan bir malzeme var ortada, ticari birşey yapıyoruz. Bu yönü düşünmüyorum dersem, yalan söylemiş olurum. Ama ben her zaman işin sanatsal yönünü düşünüyorum. Mütevazılığımı hep korurum ama bu anlamda da kendimin ne olduğunu biliyorum.

Yıllardır bu piyasada sahnenin hem tozunu yuttum hem de tozunu attırdım. Şarkım tutmasa dahi gemimi yürütürüm, şarkı endeksli değilim. A planı olmadığında alt yapınız varsa B planınız devreye girer. Yeni bir proje üretirsiniz ve sahne yaşamınız devam eder.

Peki özel hayatınıza gelirsek görünürde bebek yok mu hálá?
Yaa! Ben bebek istiyorum...

Hakikaten mi?
İstiyorum vallahi! (Gülüyor) Ailelerden de baskı var, "Torun sevsek artık" diyorlar. Ama "Şu da olsa ondan sonra yapsak, bu da olsun sonra yapalım" diyoruz hep.

'Türk müziğini küçümseyenler canımı sıkıyor'

Bir dönem en çok Yıldırım Gürses, Nalan Altınörs, Yıldırım Bekçi ve Sami Aksu gibi Türk sanat müziği sanatçıları dinlenirdi...
Evet, bence milletler kendilerine ait müziklere sahip çıkmalı. Küçümsemeye yönelik bir tavır da seziyorum bazen, bu canımı sıkıyor. Bazı tipler "Ben caz dinlerim" diye hava atar gibi konuşuyorlar...

"Ben National Geographic’i izlerim sadece" der gibi yani?
(Kahkaha) Evet! Aynen öyle.
(Hürriyet)

Funda Arar