Bergüzar Korel, Elele dergisine Tan Sağtürk'le ilişkisini ve şöhretle değişen son iki yılını anlattı.
"Binbir Gece" dizisinin Şehrazat'ı Bergüzar
Korel, Elele dergisine Tan Sağtürk'le ilişkisini ve şöhretle değişen
son iki yılını anlattı.
"Tan da sanatla uğraştığı için birbirimizi besleyebiliyoruz. Bu anlamda
verimli bir şeyler yaşıyoruz. Tan da çok yoğun çalışıyor aslında.
Birbirinize zaman ayırabiliyor musunuz derseniz, hayır. Çok fazla zaman
geçiremiyoruz birlikte ama geçirdiğimiz zaman da dolu dolu geçiriyoruz.
Benim kendi özel hayatım devam ediyor yine. O anlamda özgür bir ilişki
yaşıyoruz. Merkez noktalarımızda farklı şeyler var. Bizim ilişkimiz,
bunları besliyor."
Çekimden sonra fotoğraflarda sizi Türkan Şoray’ın gençlik hallerine
çok benzettik. Sizce "4 Yapraklı Yonca"nın yeni versiyonu kimler?
Bence hiç kimse. Onların yerinin doldurulacağını düşünmüyorum.
Genç oyunculardan farkınızın ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Bunu söylemek kendini bilmezlik gibi geliyor bana. Sevmediğim bir durum
aslında. Ama sivrilmiş bir isimsiniz ve tabii ki diğerlerinden
farklısınız ki "Şehrazat" rolünde oynuyorsunuz... Sadece kendimi
anlatabilirim. Büyülü şeye kendimi kaptırmamamdan geliyor herhalde.
Çok disiplinliyim, sorumluluklarımın çok bilincindeyim. Acele
etmiyorum. Herşeyin çok ağır ve yavaş ilerlemesini istiyorum.
Oyunculuk, hayatım boyunca yapacağım bir meslek. Bu arada isim olmak
biraz da şansla ilgili. Gelen projelerle ilgili. Birbir Gece ve TMC
ortaklığı çok önemli.
Doğru insanlarla çalışıp doğru ilişkiler kurduğumu düşünüyorum. Doğru
ilişki kurmak için çabalamıyorum. Şu yönetmenin elinde şöyle bir
senaryo varmış, nerelere gidiyor acaba, hangi davetlere katılıyor, diye
takip etmiyorum. "Hıh! Çatlayın, patlayın, yılda 10 film çekiyorum" da
demiyorum. Bunu yapmak için çalışmıyorum. Dolayısıyla ağır gidiyorum,
bu anlamda şanslıyım.
'BENİM DERDİM KALICI OLMAK'
Bu özelliklerinizin dışında, ilgi alanlarınız nedir?
Çok bunaldığımda çiftliğe gidip ata biniyorum. Fotoğrafa çok zaman
harcıyorum. Fotoğraf makinamı ilk elime aldığımda gördüğüm herşeyi
çekiyordum. Ama sonra çocuk portreleri çekmeye başladım. Sonra sonra
gelişti, portrelere dönüştü. Fotoğraf makinam elimde, çingene
mahallesine de gidip çekiyorum, bir kafede otururken arkadaşım
ağladığında da çekiyorum.
Peki Tan Sağtürk’le ilişkiniz başladıktan sonra hayatınızda neler değişti?
Şöyle birşey diyebilirim onunla ilgili olarak... O da sanatla uğraştığı
için birbirimizi besleyebiliyoruz. Bu anlamda verimli birşeyler
yaşıyoruz. Tan da çok yoğun çalışıyor aslında. Birbirinize zaman
ayırabiliyor musunuz dersen, hayır! Özel hayat anlamında birbirimize
çok zaman ayıramıyoruz.
Kameralar sizi işinizin dışında, ilişkiniz nedeniyle de takipte. "İki ünlünün birlikteliği" nasıl gidiyor?
Bu yaşadığım ilişki, farklı ilgi alanlarına sahip iki kişinin ortak
noktada birleşip bir arada iyi vakit geçirebileceğini öğretti bana. Çok
fazla zaman geçiremiyoruz birlikte ama geçirdiğimiz zaman da dolu dolu
geçiriyoruz. Benim kendi özel hayatım devam ediyor yine. O anlamda
özgür bir ilişki yaşıyoruz. Merkez noktalarımızda farklı şeyler var.
Bizim ilişkimiz, bunları besliyor.
Birlikte olduğunuzda nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Tan da, oyunculuk yaptığı için onun en çok dinlediği insanlardanım.
Beni uyardığı alanlar da olabilir. Fotoğraf ikimizin ortak zevki. O
daha soyut çalışır, ben daha somut çalışırım. Bir koreografisi
olduğunda ilk bana izlettirir. İkimizin de birbirimize ait özel
hayatları var. İkimiz de bunun içine girmeyiz. Onun da iş hayatı ve
arkadaşları var. Benim de öyle. Sınırlarımızı biliyoruz. Hem griftiz
aynı zamanda çok da özgürüz ilişkide. Bu anlamda sözümüz var
birbirimize.
Peki bu ilişkinin sizin için önemi ve farkı ne?
Bu ilişkide çok zor dönemler atlattık birlikte. Dolayısıyla "birlikte
olmayı, bir insanın elini tutmayı, bir insanın bana ihtiyaç duymasının
nasıl bir şey olduğunu" öğrendim. Onun dışında çok daha olgun bir
yaşıma denk gelen bir ilişki. Önceden bir ilişki benim için, her dakika
birlikte olmak, her boş zamanı birlikte değerlendirmek iken, şimdi
özgürlüklerimi de paylaşıyorum. Böyle bir farkı var benim hayatımda.
İş, kültürel, entelektüel anlamda beni çok besliyor bu ilişki. Birlikte
birşeyler yarattığımız zaman çok mutlu oluyoruz. Bizim sorunumuz,
"Zamanımız yok, birşey yaratmıyoruz" oluyor genelde.
Birliktelik haberiniz ilk duyulduğunda, tarzlarınızın farklılığı
nedeniyle -o daha bohem ve siz bir küçük hanımefendi- şaşırmıştı
herkes...
Dışarıdan öyle görünüyor, bohem biri değil aslında. Ama herhalde zıtlıklar bir arada tutuyor bizi.
Ayaklarınızın yerden kesildiği, sürprizli bir anınızı hatırlamanızı istesem?
İyi mi, kötü mü bilmiyorum ama çok sürprizli bir ilişki yaşamıyoruz.
Birbirimizin hayatına girmemiz zaten büyük bir sürprizdi. Hakikaten çok
sürpriz bir anda başladı. Bir anda oldu. İlk günden itibaren de hiçbir
şeyi saklamadık.
Nasıl tanıştınız?
Bahsedildiği gibi ben ondan dans dersi alırken falan olmadı... (gülüyor) Çok tesadüfi bir şekilde tanıştık.
Peki mesleğinizdeki hedefiniz ne?
Benim derdim kalıcı olmak. Eldeki malzemeyi ne kadar çok tüketirseniz,
o kadar geçici olursunuz. Zaten bizim mesleğimizin garantisi yok.
'ÇOK ZOR DÖNEMLER ATLATTIM'
Açıkçası basının ve insanların üzerime geldiği dönemde kendimi hayvanat
bahçesindeki herhangi bir canlı gibi hissediyordum bir ara. Gece bir
yerden çıkıyorum, etrafımda tanımadığım bir sürü magazin muhabiri
görüntü almaya çalışıyor, sorular soruyor...
Diğer taraftan yolda beni gören herkes, cep telefonuyla fotoğrafımı
çekmeye çalışıyor. Ben o sırada hiç rahat olamıyorum. İnsanların bunu
gizli gizli muhbirliğe çevirmelerini anlayamıyorum. Halbuki benden izin
alsalar, zaten buna izin vereceğim. Ben bir ödül aldım (Altın Kelebek).
O dönem benim için çok zor geçti.
Ödül aldığımın ertesi günü, ünlü bir köşe yazarı "Bu ödülü almaya hiç
utanmadın mı, babanın kemikleri sızlıyordur" tarzında yazılar yazdı.
Ben zaten o ödülün gündemdeki bir işte olduğumdan dolayı, beni motive
etmesi için verildiğini düşünüyorum. O ödül, ’yılın en iyi kadın
oyuncusu’ ben olduğum için değil, benim önümü açmak için verildi.
Bu yazıyı okuyup, ertesi gün sete gittiğimde, ağlamaktan bana makyaj
yapılamadı. Sadece "Neden bana bunu yapıyorlar?" sorusu çıktı ağzımdan.
Ama hep sessiz kalıp beni anlamalarını bekledim. Sabırlı oldum her
zaman... Hálá da öyleyim. Hiçbirşey için acele etmiyorum.
(Hürriyet)