Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

magazin

Tuncay ile Terim'in kızı aynı masada

TuncayAilesiyle Bodrum’da tatil yapan Fatih Terim, teknesiyle koyları gezdi. 2012’ye kadar Milli Takım’ın başında kalma kararı alan Fatih Hoca, oldukça keyifli görünüyordu.

Mİllİ Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim’in kızı Merve, önceki akşam Bodrum Clup 63’te İbrahim Tatlıses’i dinledi. Merve Terim’e, babasının futbolcuları Semih Şentürk ve Rüştü Reçber eşleriyle eşlik ederken Tuncay Şanlı geceye yalnız katıldı.

Basın mensuplarının görüntü almasından rahatsız olan Tuncay, fotoğrafların silinmesini istedi. Ünlü futbolcunun paniği masadaki herkesin gerilmesine neden oldu.
(Vatan)

Aradığım o doğru adamı buldum

FahriyeBaşrolü Tolga Sayışman'la paylaştığı "Aşk Tutulması" adlı bir filmin çekimlerine başlayan Fahriye Evcen, sette Kelebek'e çok özel açıklamalarda bulundu.

Şu sıralar Özcan Deniz aşkıyla gündemde olan genç oyuncu, "Doğru adamı sonunda buldum. Özcan'la daha ilk karşılaşmamızda birbirimize aşık olduk" dedi.

Almanya’da doğup büyümüşsünüz, ama dikkat ettim de çok güzel Türkçe konuşuyorsunuz...
İlkokulda dört yıl Türkçe dil eğitimi aldım. Babam Türkçe öğrenmemize çok özen gösterdi, ülkemizden, dilimizden ve dinimizden kopuk yaşamamızı asla istemedi.

Almanya’da nerede yaşıyorsunuz?
Solingen’de doğup büyüdüm. Ailem hálá orada yaşıyor.

Solingen denilince akla ilk olarak 1993 yılında yaşanan ve beş Türk’ün hayatını kaybettiği kundaklama olayı geliyor. Hatırlıyor musunuz o olayı?
Evet... Solingen’de yaşayan Türk sayısı çok azdır. Sanırım bu kundaklama için de orası bilinçli olarak seçilmiş. Ben 1993 yılında 7 yaşındaydım. Çok fazla bir şey hatırlamıyorum. Sadece kundaklanan evin bizim oturduğumuz yere yakın bir yer olduğunu, bu durumun ailede sıkıntı yarattığını biliyorum, o kadar. Bir de babamın evde ciddi önlemler aldığını hatırlıyorum.

Ne gibi önlemler?
Mesela gece oldu mu evin bütün panjurlarını indirir, hiç ışık yakmazdık. Bizim oturduğumuz ev, müstakil bir evdi. Babam üst katlarda yatmamızı yasaklamıştı. Ailece alt katta yatıyorduk. Hatta babam herhangi bir olay durumunda kaçabilmemiz için balkonlara halatlar falan asmıştı. Kısacası tam bir yıl çok dikkatli yaşamak zorunda kaldık. Çünkü birkaç eve daha kundaklama girişiminde bulunulmuştu.

Almanya’da sosyoloji-psikoloji eğitimi alırken tesadüfen tanıştığınız Oya Aydoğan vasıtasıyla oyuncu olmaya karar verdiniz. Oya Hanım sizi teşvik etmese bu işlere hiç bulaşmayacak mıydınız?
Aklımda oyuncu olmak yoktu. Tiyatro eğitimi almak istiyordum ama televizyonda bir şeyler yapmak hiç aklıma gelmemişti. Oya Abla "Gel dene, çok başarılı olursun" deyince denemek istedim. Olacağı varmış, oldu. Açıkçası ayağıma bir şans geldi ve ben bunu değerlendirdim. Ailem de destek olunca "Denerim, olmazsa dönerim" dedim ve okulumu bir yıllığına dondurup tek başıma İstanbul’a geldim.

Buraya geldiğinizde işiniz hazır mıydı?
Tabii. İbrahim Mertoğlu "Asla Unutma" dizisini yapıyordu. O diziye 10’uncu bölümde girdim. 13 bölüm oynadıktan sonra dizi bitti. Biter bitmez ben de Almanya’ya dönmeye karar verdim.

Neden?
İşi çok sevmiştim. Ama sonrasında ne yapacağımı bilmiyordum. Bağlı olduğum bir ajans yoktu. Önümü göremiyordum. Bir iş olursa geri gelirim düşüncesiyle uçak biletimi aldım. Gitmeme iki gün kala Abdullah Oğuz’un ajansından bir menajer ile tanıştım.

O menajer burada kalmamı, güzel işler yapabileceğimi söyleyince Abdullah Oğuz’un "Acans" şirketiyle çalışmaya başladım. Ondan sonra "Hasret" dizisini çektim. Her şey arka arkaya oldu. "Hasret"ten sonra da "Yaprak Dökümü" başladı.

Tabii "Yaprak Dökümü" hayatınızın dönüm noktası oldu.
Öyle oldu, evet. "Yaprak Dökümü" benim için okul oldu. Dizinin her bölümünde kendimi geliştirdiğimi gördüm. Mutlu oldukça işimin üzerine bir şeyler daha katmaya çalıştım. Kattım da... Geldiğim nokta bana bunu gösteriyor.

Meslektaşınız Tuba Büyüküstün, ilk öpüşme sahnesinin "Çemberimde Gül Oya" dizisinde olduğunu ve çekimden önce yapımcının ailesinden izin aldığını söylemişti. Siz de "Yaprak Dökümü"nde bu ilki yaşadınız. Ailenizden izin alındı mı?
Aileme sormadım ya da sormadılar, ama ben haber verdim. "Şu bölümde böyle bir sahne var, haberiniz olsun" dedim. Onlar da bana "Olması gerekiyor mu? Gerekiyorsa tabii ki yapacaksın. Sonuçta işinin bir parçası" dediler. Ben de buna çok dikkat ederim.

Eğer o öpüşme ya da sevişme sahnesi filmi bir yere taşımıyorsa asla yapmam. Ama o sahne hikayenin önemli bir noktasındaysa ve hikayeyi bir yere taşıyorsa, bunu reddetmek çok amatörce bir davranış olurdu.

Ben bir şey duydum Fahriye Hanım, bir yapımcı sizden isminizi değiştirmenizi istemiş, doğru mu?
Evet, doğru. Fahriye çok eski bir isim olduğundan, bir yapımcı bana ismimi değiştirmeyi isteyip istemediğimi sordu. İstemedim. Çünkü Fahriye benim anneannemin adı. Çok da güzel bir anlamı var. Fahriye, Osmanlı döneminde şairlerin kendini övdükleri şiirlere denirmiş. Ben bunu öğrendikten sonra ismimi çok sevdim. Hiç de değiştirmeyi düşünmedim.

Peki... Siz ilk "Cennet" filmini çektiniz. O psikolojik bir dramdı. Şimdi romantik-komedi tarzında çekilen "Aşk Tutulması" filminde rol alıyorsunuz. Bu teklifi kabul etmenizdeki en önemli etken ne oldu?
Romantik-komedi tarzında bir film olduğu için kabul ettim. Bağımsız filmler, sanat filmleri, çok doğrular, çok güzeller. Ben bu filmlerin çok daha iyilerini de yapacağımıza inanıyorum. Komedi anlamında belki doğruları bulamadık ama yapılan işler de kendi içlerinde başarılıydı.

Sonuç olarak bir oyuncunun kendini bu alanda kısıtlamasını çok doğru bulmuyorum. Ben yolun çok başındayım. İki yıldır bu işi yapıyorum. Her şeyi tatmak istiyorum. Beni bundan birkaç yıl sonra aksiyon filminde, dramda, komedide, bağımsız bir filmde de göreceksiniz. O yüzden "Aşk Tutulması" çok doğru bir film. Her şeyden önce romantik-komedi tarzında uzun yıllardır film çekilmiyordu. Bu şans benim ayağıma geldi, değerlendirdim.

Filmde işkolik bir sigortacıyı canlandırıyorsunuz, değil mi?
Evet. Haddinden fazla işkolik bir kız Pınar. Senaryo elime ilk geldiğinde bu kızın komedi tarafı sıfırdı. Filme başlamadan önce onu biraz değiştirdik. Şimdi ortaya çok eğlenceli bir karakter çıktı.

Takım tutar mısınız ya da futbolla ilgilenir misiniz?
Futbola karşı bir ilgim yok. Takım da tutmam. Ama milli maçları heyecanla izlerim.

Fanatiği olduğunuz bir spor ya da başka bir şey var mı?
Basketbol. Fanatik olmak, bir şeyi çok sevmek, bir şeye çok aç olmaksa, bir de felsefe diyebilirim.

Filmde fanatik Fenerbahçeli bir gence aşık oluyorsunuz. Aslında bu film, futbol aşkıyla birlikte tutkulu bir aşkı da anlatıyor. Ve sevgiliye duyulan aşk, sonunda futbol aşkından daha ağır basıyor...
Evet. Karşı cinse duyulan aşk, futbolu, fanatikliği, yani her şeyi ezip geçiyor.

Futbol, kadın ve araba... Size göre bir erkek için hangisi vazgeçilmezdir?
Buna şöyle cevap vermek istiyorum. Üç tür erkek vardır aslında. Kadını sadece seks objesi olarak gören erkek, araba, futbol gibi büyük tutkuları hep birinci planda tutan erkek, bir de kendi içinde çok duygusal olan, kadına değer veren erkek vardır.

Filmde Tolga Sayışman’ın canlandırdığı Uğur karakteri, sadece futbolla ilgilenen, başka hiçbir hayatı olmayan bir erkek tipi. Hayatında annesi ve kız kardeşinden başka kadın yok. Babası olmadığı için onlara baba gibi davranan bir çocuk. O yüzden de kadınlara hep kız kardeşi veya annesi gibi davranıyor. Onları sürekli korumaya çalışıyor. Uğur’un tek deşarj olduğu şey ise futbol. Sadece orada mutlu oluyor.

Tamam ama ben şunu soruyorum: Size göre bir kadın, tutkulu bir aşk, bir erkeği her şeyden vazgeçirebilecek güce sahip midir?
Tabii ki. Bunu Uğur karakterinde çok net göreceğiz. Futbol fanatiği bir gencin, aşık olduktan sonra nasıl değiştiğini izleyeceğiz. Futboldan başka hiçbir hayatı olmayan bu çocuğun karşısına öyle bir kadın çıkıyor ki, ona futbol dahil herşeyi unutturuyor. Kadın ve aşkın, her şeyi değiştirebilecek, kötülüklükleri yok edebilecek bir gücü olduğu doğru.

Yani dünyayı kadınlar mı yönetsin?
Bunu daha birkaç gün önce arkadaşımla konuştuk. Dünyayı bir kadın yönetse, gerçekten her şey çok farklı, çok renkli olabilir. Bütün sorunlar, kavgalar güzel bir şekilde çözümlenir diye düşünüyorum. Kadının ve aşkın böyle bir gücü var, özellikle de erkekler üzerinde. Aşkla uzaktan yakından ilgisi olmayan erkeklerin, tutkulu bir aşkla nasıl değiştiklerini, nasıl bambaşka bir erkek olduklarını çok gördüm.

Daha 22 yaşındasınız, öyle tutkulu bir aşk yaşadınız mı bilmiyorum, ama acaba bir erkeği aşkınızla değiştirmiş olabilir misiniz?
Benim öyle çok flörtüm olmadı. Fakat şunu söylemek isterim, ben bir erkeği alışkanlıklarından vazgeçirmeye çalışmam. Eğer bu anlamda çaba göstermem gereken bir erkekse, ben o erkekle zaten beraber olmam. Beraber olduğum erkek benim çizgimdedir ve onda çok fazla değiştirmem gereken şey yoktur. Ufak tefek törpülemeler yaparım, o kadar.

Onun dışında bir insanın çok net olan alışkanlıklarını değiştirmeye çalışmam. Çünkü o erkek hiçbir zaman istediğiniz kıvama gelemez. Size sadece şunu söyleyebilirim ki, 22 yaşındayım ve şu güne kadar aşkı gerçekten buldum diyemem. Bugüne kadar bulmamıştım. Ben çok ince elerim. İlişkiyi yaşamak için yaşamam. Bu çok yanlış. Aşkta, bir şeyleri oldurmaya çalışırsan, asla mutlu olamazsın.

İlk anda bir şeyler hissediyorsan, o öyle devam ediyor. İşte o ilk anda bir şeyler hissedebileceğin insanı bulmak çok zor. Her şeyi ile doğru insanı bulmak bugüne kadar benim için de zordu.

Doğru kişiyi bulmak bugüne kadar zordu diyorsunuz. Bugün doğru birini bulduğunuza inanıyorsunuz galiba...
Evet, inanıyorum.

'ÖZCAN’LA BİRBİRİMİZE İLK GÖRÜŞTE AŞIK OLDUK'
Özcan Deniz, birkaç gün önce gazetecilere güzel bir ilişki yaşadığınızı açıkladı. Nasıl tanıştınız kendisiyle?
Bu konuda çok fazla konuşmak, detay vermek istemiyorum. Sonuç olarak Özcan’la çok güzel bir ilişkim var. Kendisinin yaptığı açıklamalara aynen katılıyorum. Fakat şunu söylemek isterim ki, biz çok uzun zamandır birbirimizi tanımıyoruz.

Kısa bir süre önce tesadüfen tanıştık. Bu kısa süreye göre birbirimizi çok çabuk ve çok iyi anladık. Önemli olan da budur. Yani bir şeyleri oldurmaya çalışmadık. Daha ilk karşılaşmamızda zaten bir şeyler oldu. O anda olduğu için devam etti. Dediğim gibi bir süredir çok güzel şeyler yaşıyoruz. İnşallah bunu devam ettiririz. Çünkü çok güzel şeyler paylaşıyoruz.

Siz de "Aşk Tutulması" yaşıyorsunuz...
Evet. Ben bugüne kadar böyle bir şey yaşamadım. Şu an yaşadığım şeyler çok güzel ve beni çok mutlu ediyor. Allah nazardan saklasın. İyi ki Özcan’ı tanımışım diyorum.
(Hürriyet)

Tam bir aydır hastanedeyim

TubaTuba Ünsal'ın sağ böbreğinin az çalıştığı ve akciğerlerinin su topladığı ortaya çıktı.

Bir gece aniden ateşlenen ve arkadaşları tarafından apar topar hastaneye kaldırılan Tuba Ünsal'ın sağ böbreğinin az çalıştığı ve akciğerlerinin su topladığı ortaya çıktı.
Bir haftadır Alman Hastanesi'nde tedavi gören genç oyuncu, "Sağ böbreğim, diğerine göre daha az çalışıyormuş. Şu an tedavi oluyorum. 10 gün sonra ameliyat olup olmayacağım kesinleşecek" dedi.

Ateş, şiddetli bel ve sırt ağrılarıyla kaldırıldığı Alman Hastanesi'nden önceki gün taburcu edilen Tuba Ünsal'ın, sağ böbreğinin az çalıştığı ortaya çıktı. Her iki böbreğinin enfeksiyon kaptığını, bu enfeksiyonun daha sonra akciğerine sıçradığını belirten Ünsal, "Tam bir aydır hastanelerden dışarı çıkamıyorum. Çok zor günler geçiriyorum. Ben canımla uğraşırken, hakkımda çıkan abuk subuk haberler, beni çok üzüyor. Yok Yalın'ın hastaneye ziyarete geldiğini yazdılar, yok eski eşine dönüyor dediler. Bunların hiçbiri doğru değil. Ben çok hastayım" dedi.

Bundan bir ay önce sol göğsünde kist çıkan, kisti aldırdıktan sonra göğsünde bir çöküntü oluşan Tuba Ünsal, ikinci kez ameliyat masasına yatarak çukur kalan bölgeyi dolgu ile düzelttirmişti. Bu ameliyattan bir hafta sonra evinde film izlerken bir anda yüksek ateşle birlikte bel ve sırt ağrıları çekmeye başlayan, gece yarısı krize girerek arkadaşları tarafından apar topar Alman Hastanesi'ne kaldırılan Tuba Ünsal, böbrek ve akciğerlerinde oluşan efeksiyon nedeniyle bir kez daha hastaneye yattı.

Bir hafta hastanede tedavi gören genç oyuncu, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Önce böbreklerimde enfeksiyon olduğunu söylediler. Tedaviye başladılar. Sonra bu enfeksiyon akciğerlere sıçramış ve ciğerlerim su toplamış. Üşütmeyle alakası yokmuş yaşadıklarımın. Sanırım mikrop kapmışım. Ama tam olarak ne olduğunu, nereden mikrop kapmış olabileceğimi bilmiyorlar. Ama bu her neyse şu an sağ böbreğim diğerine göre daha az çalışıyor.

Kesin sonuçlar ilaç tedavim bittikten sonra ortaya çıkacak. O zaman kontrole gideceğim. Eğer hiçbir şey düzelmemişse, böbrek ameliyatı olabileceğim gündemde. Aynı sıkıntıyı geçen yıl da çekmiştim. Böbrek ağrısı ile doktora gitmiştim. Bu yıl yine tekrarladı. Hakkımda hayırlısı olsun. Beni en çok üzen burada tek başıma her şey ile mücadele etmem, yalnız olmam. Ailem İzmir'de. Ve babamın beyninde de tümör var. Bir de kendi rahatsızlığımla onları üzmek istemedim. Sessizce üstesinden gelmeye çalıştım ama iş gazetelerde çıkınca ailemde İzmir'de perişan oldu. Bütün bunların üste bir de yalan yanlış çıkan haberler artık canımı çok yakıyor. Sadece ailem ve kendim için biraz huzur istiyorum."
(Hürriyet)

Kuaförüne yılda 200 bin YTL ödeyen ünlü

Banu ZorluBanu Zorlu 'Yıllardır bu mesleğin içindeyim, kenarda beş kuruş param yok' dedi.

Banu Zorlu'dan şaşırtan açıklama. Gülşen Yüksel ve Müge Dağıstanlı'nın sunduğu "Orada neler oluyor" programına katılan ünlü yıldız "Yıllardır bu mesleğin içinde olmama rağmen kenarda beş kuruş param yok. Neredeyse bütün kazancımı saçıma ve makyajıma harcıyorum. İki yılda saç ve makyaj için 200 bin YTL'den fazla harcama yaptım. Bu parayla ev sahibi olurdu. Sanat dünyasındaki insanları çok zengin sanıyorlar. Oysa bir dikili ağacım bile yok" dedi.
(Vatan)

Doğum için hastaneye yattı

JolieÜnlü aktris Angelina Jolie, ikiz bebeklerini dünyaya getirmek üzere Fransa’da hastaneye yattı.

Hastane sözcüsü, Jolie’nin önceki gece hastaneye geldiğini, bunun doğum öncesi için planlanmış bir dinlenme süreci olduğunu kaydetti. Sözcü, oyuncunun sağlık durumunun iyi olduğunu söyledi.

Jolie’nin eşi ünlü oyuncu Brad Pitt’in (44) de hastaneye gitti. Mayıs’ta uluslararası medyada Jolie’nin ikizlerinin doğurduğu yolunda haberler çıkmış ancak çift bunu yalanlamıştı. Jolie ve Pitt’in 2006 Mayıs’ında Shiloh Nouvel isimli kızları dünyaya gelmişti.

Çiftin ayrıca 6 yaşında Kamboçya asıllı Maddox, 4 yaşında Vietnam asıllı Pax ve 3 yaşında Etiyopya asıllı Zahara adlı 3 evlatlık çocukları var.
(Vatan)

Bir garip film tanıtımı

Sandee WestgatePlayboy'un seksi yıldızı film tanıtımlarına devam ediyor. Westgate bu defa hangi filmi tanıttı?

Dünyaca ünlü Playboy güzellerinden Sandee Westgate, erotik film tanıtımlarıyla izlenme rekorları kırmaya devam ediyor. Güzel yıldız bu hafta “M.Ö. 10.000” filmini tanıtıyor. 

Ronaldo'nun sevgilisi sere serpe

Nereida GallardoPortekiz ve Manchester United'ın başarılı futbolcusu Cristiano Ronaldo'nun sevgilisi Nereida Gallardo paparazzilere üstsüz yakalandı.

Avrupa Futbol Şampiyonası'na erken veda eden Portekiz'in genç yıldızı Cristiano Ronaldo'nun İtalya'nın Sardunya Adası'ndaki tatili devam ediyor.

Önceki gün Ronaldo'yla oldukça samimi bir şekilde görüntülenen Nereida, bu kez gazetecilere üstüz yakalandı.

Rahat tavırlarıyla dikat çeken İspanyol model vücuduyla görenleri büyüledi.

Eva hamile değil

Eva LongoriaEşiniz hamile mi' sorularından bıkan NBA oyuncusu Tony Parker, OK dergisine karısı Eva Longoria’nın hamile olmadığını açıkladı.

Konuyla ilgili sorulardan bunaldığının altını çizen Parker, "Babalık şu an bana çok uzak. Bu aralar çocuk düşünmüyoruz" dedi.
(Hürriyet)

Madonna 100 milyon dolar nafaka ödeyecek

MadonnaÜnlü pop yıldızı Madonna, İngiliz yönetmen eşi Guy Ritchie’den boşanmaya hazırlanıyor.

Eşi ile aralarındaki aşkın bittiğini belirten 49 yaşındaki Madonna’nın yakın bir arkadaşı, "İkisi de çok sakinler, Madonna, Guy’a ’Üzgünüm, boşanmak istiyorum’ dedi. O da kabul etti" diye konuştu. 39 yaşındaki Guy Ritchie’nin ise evlilik öncesi anlaşmasına göre Madonna’nın yaklaşık 600 milyon dolarlık servetinden 100 milyon dolar alma hakkı bulunuyor.

Guy Ritchie’nin arkadaşları ise ünlü yönetmenin Madonna’nın milyonları için mahkeme savaşı başlatmaya hazır olduğunu söylüyor. Ünlü çiftin 11 yaşındaKİ Lourdes ve 7 yaşındaki Rocco’nun yanı sıra bir de 2 yaşında David adında evlatlık bir çocuğu bulunuyor. Madonna’nın, boşanma avukatı olarak "Çelik Manolya" lakabıyla anılan Fiona Shackleton’ı tuttu.
(Hürriyet)

Buffon'un eşi Nelson için poz verdi

Alena Seredovaİtalyan milli takımının kalecisi Buffon’un eşi Alena Seredova, Nelson mayoları için poz verdi.

Euro 2008'e çeyrek finalde penaltılarla veda eden İtalyan milli takımının kalecisi Buffon’un Çek asıllı eşi model Alena Seredova, Nelson mayoları için poz verdi.

İtalya’nın kaçak göçmenleri suçlu sayıp dört yıl hapisle cezalandırma tasarısına muhalefet ederek gündeme gelen Seredova, İtalya’nın İspanya’ya elenmesinin ardından İstanbul’a gelerek objektiflerin karşısına geçti. Türkiye'nin Almanya’ya yenilmesinin de futbolun cilvesi olarak değerlendiren ünlü manken, seksi pozları ve rahat tavırlarıyla dikkat çekti.


Get your own Chat Box! Go Large!